Cinsel Terapiler ve Cinsel Sorunlar
Cinsel Bilgiler, Cinsel Sağlık Sorunları, Cinsel İlişki, Fantezi Yorum EkleBir erkeğin evli olduğu kadınla cinsel sorunlarının ortaya çıkması ancak sevgilisiyle herşeyin yolunda gitmesi, tıbben mümkün değil. Eğer cinsel sorun varsa, her kadınla vardır. Yoksa hiçbir kadınla yoktur. Eşle ortaya çıkan cinsel sorun,
ilişkinin sorgulanması gerektiğinin işareti. Terapilere kadın, erkek, eğer varsa sevgili birlikte davet ediliyor. İnsanların seçimleri, kararları, hayata bakışları ve yaşamak istedikleri üzerine terapiye devam ediliyor. İlişkilerin ne kadar zedelendiği araştırılıyor. Eğer iki insanın arasında görünen veya görünmeyen öfkeler çoğalıyorsa, hele dile getiriliyorsa, ilişkilerin toparlanması zorlaşıyor. Tıpkı cinsellikle ilgili problemler gibi, çocuk var diye sürdürülen birliktelikler de sadece asıl sorunu, yani ilişkideki kopmaları gölgeliyor, meseleyi saptırıyor. Kadınlar ise meseleyi kıskançlıkla örtüyorlar. Üstelik ya kesinlikle aldatıldıklarına ya da asla aldatılmayacaklarına inanıyorlar.
36 yaşında, kolej mezunu, sanayici, sosyetede tanınmış bir erkek, üç yıllık evli. Karısı 21 yaşında, ev kadını ve kolej mezunu. Adamın kadınla evlenme gerekçesi, güzel olması ve daha önce başka bir erkekle yatmamış olması. Ereksiyon sorunu var ve karısıyla cinsel anlamda ilişkisi hiç yok. Organik bir sorun tespit edilemediği için Androloji Hastanesi’nde psikolog Meliha Karayay bu çiftle ilgilenmeye başlamış. Çünkü bu durumda görev, Karayay’a düşüyor. Erkek başvuruda bulunduğu için önce onunla görşülmüş, daha sonra kadınla. Kadınlar nadiren cinsel sorunları nedeniyle geliyor. Beraber oldukları erkekler için gelmeleri gerektiğinde çoğunlukla istekli bir şekilde psikoloğun karşısına oturuyorlar. Ancak ilişkinin temelinde sorun olduğunu kabullenenlerin sayısı az. ‘‘Kocanın derdi” olarak görenler fazla.
Fakat kadınlar görüşmeye alındığı anda sorunun cinsellikle ilgili değil, duygusal ve ilişkiye ait olduğu anlaşılıyor. Karayay, ‘‘Aslında ilişki bozulmuş oluyor. Çünkü ancak ilişkinin doğası bozulduğunda, cinsellikte sorunlar ortaya çıkıyor. Evlilerin evlilik ilişkilerinin zedelendiğini, iletişimin kesildiğini, duygusal odakların da ortadan kalktığını tespit ediyoruz. Terapilere kadının gözüyle bakmaya çalışıyoruz. Çünkü tıp kitapları dahil olmak üzere tedavi yöntemlerinin önemli bölümü erkeğin tarafından yaklaşıyor” diyor.
İKİNCİ KADIN KORKUSU
Terapilere katılan özellikle evli kadınların, gerçekten o erkekle beraber olmak isteyip istemediği belirsiz. Çünkü burada işin içine kadının kişilik yapısı, adama olan öfkesi hatta intikam isteği, toplumdaki statüsü gibi klasik değerlerle yaklaşması ve bu sebeple çocuklarını bahane etmesi giriyor. Bu durumda kadının hayata bakışı ve seçimleri üzerine konuşmalar yapılıyor. Amaç, ne istediğini ve yaşadıklarına ne tür anlamlar yüklediğini kendisinin görmesini sağlamak. Aksi halde kadın kendine hayatı zehir ediyor üstelik adama aşık olmadığı halde.
Bunu en iyi anlatan gösterge, ikinci kadın korkusu. Kadının kesinlikle aldatıldığını düşünmesi ya da kesinlikle aldatılmayacağına inanması, ilişkideki sorunu haber veriyor. Daha fecisi, eğer bir ilişkide öfke başlamışsa, düzelmesi giderek zorlaşıyor. Ve kadın erkek arasındaki uçurum giderek büyüyor. Bir ilişki asla kendi kendine düzelmiyor. Terapiler ise sadece bu durumun farkedilmesini sağlıyor. Psikolog Karayay, özellikle evli olanlara sadece ayna tutabildiklerini ısrarla belirtiyor. Eğer birlikteliklerin ilk yıllarında bu sorunların çözümü için uğraşılırsa, başarı şansı yüksek. Yıllar geçtikçe sorun kronikleşiyor ve kendiliğinden de düzelme sağlanamadığı için her iki taraf için de kötü bir biçimde bitiyor. Elbette evliliği bir anlaşma ve şirket olarak görenler, duygusal yaşamını sorgulamayanlar da var ancak onlar hayata bu pencereden bakmayı baştan kabul ediyorlar ve herhangi bir sorun yaşamıyorlar. Ancak kadın da, erkek de kendini ve hayatını sorgulamaya başladığı anda, ok yaydan çıkıyor, hayat muhasebesi başlıyor.
EV ÖDEVLERİ VAR
Bir de hiç ilişkiye giremeyenler var. Yani evliliği boyunca cinsel yaşamını yok sayanlar. Çevredeki insanlar çocuk istediği için doktora başvurmak zorunda kalıyorlar. Psikolog Karayay’ın verdiği bilgilere göre, bu insanların sayısı hayli fazla. Eğer iletişim çok güçlüyse, iki insan birbirini çok seviyorsa, cinsel ilişkiye girmeleri için terapiye alınıyorlar, bu tedavi genellikle başarılı. Ancak aradaki iletişimin çok kuvvetli ve yaralanmamış olması şart. Karayay, şu sıralar iki çiftin hamile olduğunu söyledi. Aksi halde bu kişiler tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olacaklar yine aseksüel olarak yaşayacaklardı.
Cinsel ilişki sorunları
Psikolog Meliha Karayay, Androloji Merkezi’ne başvuran insanların sorunlarını gruplayarak anlattı: ‘‘Cinsel ilişki, ilgi, istek, doyum ve rahatlama olarak dört aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalardan bir veya birkaçında görülen aksama cinsel işlev bozukluklarına yol açmaktadır.”
Kadın; cinsel isteğin azalması, cinsel uyarılmanın azalması, orgazmın gecikmesi veya yokluğu ya da vaginismus nedeniyle başvuruyor.
Erkek; cinsel isteğin azalması veya yokluğu, ereksiyon bozukluğu, erken boşalma, geç boşalma, boşalmanın olmaması, ağrılı boşalma şikayetleriyle doktora geliyor.
Cinsel sorunlarla ilgili psikolojik faktörler; partnerler arasında uyum, kişilik sorunu, evlenme, çocuk doğumu, partnerin cinsel sorununun olması, yaşlanma, travmatik cinsel yaşantı, iş sorunları, yalnızlık, başarısızlık korkusu.
Cinsel sorunların devamına neden olan etkenler; özellikle ereksiyon kaybıyla ilgili başarısızlık korkusu, partnerin tepkileri, iletişim eksikliği, suçluluk hissi ve insanların artık birbirlerini cinsel anlamda istememeleri.
Cinsel davranışçı tedavinin amacı; cinsel bilgi eksikliğinin giderilmesi, partnerler arasındaki ilişkinin zenginleştirilmesi, sorunun ortaya çıkmasında rol oynayan hatalı davranışların fark edilmesi. Terapi süresince kişinin durumu değerlendiriliyor, formüller geliştiriliyor, ev ödevleri, danışmanlık ve eğitim hizmeti veriliyor, tedavi sona erse bile, psikolog izlemeye devam ediyor.
Tedaviye erken başlanmalı
En fazla başvuru, ereksiyon bozuklukları nedeniyle yapılıyor. Erektil fonksiyon bozukluğunun anlamı, erkeğin tatmin olabilecek biçimde cinsel teması sürüdürüp, sonlandırmaya yeterli erkesiyonu sağlayamaması ve bu durumun en az altı ay devam etmesi.
Eğer sorunun hafif olduğu dönemlerde tedaviye başlanırsa, çok kısa sürede netice alınabiliyor. Çoğunlukla sebep, psikolojik. En yaygın neden, endişe hali. Partnerle aradaki gerginlik ve ilişkinin niteliğine dayalı problemler, erektil fonksiyon bozukluklarına neden olabiliyor. Ayrıca en önemli korkulardan biri de, cinsel performansın, partnerin beklentilerini karşılamada yetersiz kalacağı endişesi.
Cinsel fonksiyon bozukluklarının neden olabileceği durumların başında, boşanma veya partnerden ayrılma geliyor. Tespit edilen bulgulardan biri de, cinsel sorunları olan çiftler özellikle uzun yıllar evlilerse, tartışmayı bırakıyorlar ve cinselliği yok sayıyorlar. Tahammül dönemi bittikten sonra yeni bir partnerle birlikte olmayı istiyorlar ve tedavide şanslarını deniyorlar. Eğer kişi yalnızsa, cinsel sorunların o insanı olumsuz etkileme düzeyi daha yükseliyor. Yetersizlik duygusu gelişiyor. Ayrıca kişi hiç farketmeden depresyon geçirebiliyor.
Yakın zamana kadar ereksiyon sorunlarının çoğunluğunun psikolojik kökenli olduğu sanılıyordu. Oysa sadece yüzde 20′si psikolojik faktörlere dayanıyor. Yüzde kırkı ise organik nedenlere bağlı. Organik faktörler de damarsal, hormonal, sinirsel olarak gruplanıyor. Eğer sorun organik sebeplere dayanıyorsa, ilaç tedavisi, self enjeksiyon, vakum aleti veya cerrahi girişimlerden yararlanılıyor. Organik ve psikolojik nedenlerin birlikte olduğu vaka oranı ise yüzde kırk.
Cinsel sorunlarını çözme sırası kadınlarda
İrem Hattat 34 yaşında. Aslında lisans eğitimi ve doktorası işletme üzerine. Ancak Türkiye’de androlojinin kurucularından ve Aile Sorunları Araştırma Derneği-ESDA Türkiye başkanı babası Prof. Dr. Halim Hattat ile birlikte çalışmaya başlayınca bambaşka bir alana yöneldi. Genel sekreterliğini de yürüttüğü dernek için yaptığı ‘Türk Kadınlarının Cinsel Fonksiyon Sorunları ve Tedavisinde Rol Oynayan Sosyo-Kültürel Etkenler’ başlıklı araştırması Avrupa’da birincilik ödülü aldı.
4-5 Aralık’ta Kopenhag’da düzenlenen Avrupa Cinsel Fonksiyon Kongresi’ne sunduğu 981 kadınla yaptığı araştırmayla yaklaşık 100 sunumu geride bıraktı. Cinselliğin bir hak olduğunu savunan Hattat, yıllarca sorunlarına çözüm aramayan kadınlara kızıyor. Hattat erkeklerin cinsel fonksiyon sorunlarının büyük oranda tedavisinin geliştiğini, sıranın kadınlarda olduğunu vurguluyor.
Neden araştırmanızda kadınların cinsel sorunları üzerinde yoğunlaştınız?
- Son 20 yıldır erkeklerin cinsel fonksiyon sorunları özellikle de sertleşme sorunları üzerinde duruldu. Nitekim geliştirilen ilaçlarla tedavi kolaylaştı. Fakat kadın cinselliği hakkında dünyada fazla bir çalışma yok. Halbuki cinsellik aslında iki kişiyle yapılıyor. Sadece erkeklerin sorunlarının ele alınması ve tedavisi yetmiyor. Dolayısıyla ilgi kadınlara da yönelmeye başladı.
Kadın cinselliğinin erkekten farkı ne?
- Cinsellik kadınlarda çok daha komplike bir durum. Kapalı bir kutu gibi. Kadınların cinselliği araştırılırken, önce yapıları erkekler gibi sanıldı. Fakat kadınlardaki sorunlar organik ve psikolojik faktörlerin çok değişik bir kombinasyonu. Erkeklerde organik sorunlar daha net ortaya konabiliyor. Kadınları etkileyen faktörler çok fazla. İlk ilişki yaşı, doğum sonrası stresler, menopoz öncesi, sonrası cinselliğe bakış, toplumsal baskılar, cinselliği açıkça ifade edemesi, ifade ettiğinde de basit kadın denmesinden çekinmesi ve daha başka faktörler… Hiçbir zaman cinselliklerini tam ve rahat ifade edemiyorlar. Çalışmamızın asıl hedefi kadınları bu konuda konuşmaya, en azından doktora gitmeye yönlendirmek.
Kadınlar üzerindeki bu tip araştırmaların pratikte ne yararı olacaktır?
- Erkeklerin sorunları araştırmalarla saptandıktan sonra ilaç firmaları tedaviler geliştirdi. Dolasıyla kadınlara yönelik bu ve benzeri araştırmalar şu anki resmi gösterecek. İlaç ve diğer tedavi seçenekleri de peşinden gelecektir.
10 KADINDAN 7’Sİ ORGAZM OLMUYOR
Araştırmanız Türk kadınları hakkında fikir veriyor mu?
- Evet. Yaklaşık bin kadınla, internet üzerinden yapılan bir araştırma bu. İnternet üzerinden olmasının doğruluk payını yükselttiğini düşünüyoruz. Çünkü birebir görüşmelerde cinsellikle ilgili sorulara yanıtlar şaşırtıcı olabiliyor. 3 metropolü (İstanbul, Ankara, İzmir) diğer şehirlerden ayırdık. Araştırmadan ilginç ve önemli sonuçlar çıktı. Kadınlarda cinsel fonksiyon 4 fazdan oluşur. Bunlar istek, uyarılma, orgazm ve rahatlama fazları. Çalışmamızda uyarılma ve orgazm fazlarını inceledik. Çünkü kadınların orgazma ulaşması için doğru dürüst istek duymaları ve uyarılmaları gerekiyor. İkinci fazda yani uyarılmada sorun varsa, kayganlık olmuyor ve ilişkide acı duyuluyor. Çarpıcı bir sonuçla karşılaştık: 10 kadından 7’si orgazm olmuyor. Bu korkunç yüksek bir rakam. 10 kadından 5’inde de ıslanmama ve acı duyma soruları var. Üstelik bunlar öyle menopoz öncesi, sonrası kadınlar değil. Yaş ortalamaları 31.
Evli kadınlarla, bekarlar arasında cinsellikle ilgili fark saptanız mı?
- Saptadık. Evli kadınlar cinsel sorunlarını eşlerine daha kolay açabiliyorlar. Orgazm yaşama oranı evlilerde daha yüksek. Evlilerde bu oran yüzde 35 iken, bekarlarda sadece yüzde 7. Yine evlilerin sadece yüzde 3.5’u ilişkilerinde sürekli acı yaşıyorken bekarlarda sıklık yüzde 33. Evlilerde doğum sonrası cinsel ilişki yaşayanlar olduğunu unutmamak lazım. Metropolde yaşayan kadınların yüzde 46’sı, diğer şehirlerdekilerin ise yüzde 34.7’si doğumdan sonra cinsel sorun yaşamaya başlamış.
METROPOL KADINLARININ CİNSEL HAYATI KÖTÜ
Metropol kadınıyla, diğer şehirlerde yaşayanların cinsel sorunlar açısından farkı nedir?
- Araştırmaya başlarken metropollerde yaşayanların sorunlarının daha az olacağını ve daha fazla konuşabileceklerini, tedaviye daha kolay gidebileceklerini tahmin etmiştim. Sonuç beklediğim gibi olmadı. Metropolde yaşayanlar cinsel fonksiyonlar açısından daha fazla sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Doğum sonrası sorunları da sık yaşıyorlar (yüzde 46). Cinsel sorunlarını daha az konuşuyorlar. Metropol kadınlarının yüzde 18’i partnerleriyle cinsel sorunları rahat konuşurken bu oran diğer şehirlerde yüzde 23’e çıkıyor. Büyük şehirlerin getirdiği stres ilişkileri son derece etkiliyor.
Kadınlar cinsel sorunları konusunda yardım alıyorlar mı?
- Araştırmamıza göre yüzde 78’i konuşmaktan utanıyor ve yardım almıyor. Sadece yüzde 6’sı doktora gidiyor. Yüzde 16’sı ise arkadaşlarıyla paylaşıyor. Yardım istemiyorlar çünkü doktorla bile konuşmaktan çekiniyorlar (yüzde 43). Sorunlarının gerçekten tedavi edilebileceğine inanmamaları (yüzde 32) da bir diğer caydırıcı neden. Orgazm olmuyorlar ama nasıl olsa tedavi olmaz boşuna zaman kaybetmeyim diye düşünüyorlar. Bir grup kadın da (yüzde Cool hangi uzmana başvurması gerektiği konusunda kararsız. Tedavi maliyetini yüksek bulan bir grubu da gözden kaçırmamak lazım.
Cinsel sorunları bulunanlar nereye başvurmalı gerçekten?
- Cinsel fonksiyon sorunlarının multidisipliner ele alındığı bir merkeze. Kadın doğum, ürolog ve psikiyatrist ile psikoloğun birarada çalıştığı merkezler uygun.
İlk cinsel ilişki yaşı sonraki deneyimler açısından önemli görülüyor mu?
- Kesinlikle. Ama ilk cinsel ilişki için ideal yaş gibi bir kavram yok. İlk ilişkilerini küçük yaşlarda, henüz hazır olmadan yaşayan kadınlarda ileri yıllarda daha sık cinsel sorun gözleniyor. Bu ilişkilerde bir faktör de genç yaşta hatta ergenlik çağında ailelerin kararıyla evlenen kızların çok fazla cinsel bilgisi olmadan evliliğe adım atmaları. Sonuçta cinsel birlikteliklerinde sorun yaşıyorlar.
Avrupa’da araştırma nasıl karşılandı?
- Daha önce sunduğumuz bir başka araştırmamızda kadınların bize en sık ilk gece korkusu, vajinismus sorduğunu anlattığımızda çok şaşırmışlardı. Onlarda böyle sorunlar çok ender oluyor. Aslında örneğin stresin cinsel yaşam üzerindeki olumsuz etkisini çoktan görmüşler. Fakat 3 yılda telefon hattımıza 70 bin arama yapılması onları hálá çok şaşırtıyor. İnternette 12 bin kişilik veri tabanımız var. Bu rakamı da çok yüksek buluyorlar.
Peki hemcinsleriniz, arkadaşlarınız size danışıyor mu hiç?
- Hayır. En büyük sorun konuşamamak. Kendi arkadaş grubum bile konuşmaz. Konuyla ilgili bir yerlerde yazı çıkarsa ‘İrem bunu duydum, benim değil ama bir arkadaşımın sorunu var. Bu konuda ne yapabiliriz?’ diyorlar. Orgazm sorunu için benim çevremden bile kimse uzmana gelmedi.
Cinsel ilişki kurmadan yaşayan çok sayıda kadın var…
- Kadınlar cinsel ilişki kurmadan yıllarca idare ediyor. Tedavi edilebileceğini bilmiyorlar. ‘Böyle yaşayacağım’ diye kabulleniyorlar. Sonra da eşlerini ‘Acaba ne yapıyor’ diye yakından takip ediyorlar. Ben kabullenmelerine kızıyorum.
Partneriyle konuşabilen daha az sorun yaşıyor
Kadınların yüzde 9’u vajinal, yüzde 21’i vajinal ve klitoral, yüzde 68’i sadece klitoral orgazm yaşıyor.
Yüzde 7’si daima, yüzde 28’i bazen cinsel ilişkide acı yaşıyor.
Yüzde 14’ü sürekli, yüzde 39’u bazen ıslanma sorunu yaşıyor. Toplam yüzde 53’ü buluyor.
Yaş ilerledikçe hem acı hem de ıslanma-uyarılma sorunu artıyor. Partneriyle konuşabilenler daha az sorun yaşıyor. Sürekli ilişkide acı duyan kadınların yüzde 90’ı partnerleriyle sorunu konuşmuyor.
Çiftlerin 15 cinsel sorunu
Türkiye’de her 10 kişiden 6′sı, cinsel tatminsizlik ve seks sorunu yaşıyor. Bu durum, kadınlar için de erkekler için de değişmiyor. Ülkemizde evlilerin yüzde 75′i, cinsel açıdan tatmin olamıyor. Bu da giderek seks bunalımına dönüşüyor.
Uzmanlar, evli çiftlerde, seks bunalımını doğuran çeşitli nedenlerin başında, cinsel tatminsizliğin geldiği görüşünde birleşiyorlar. Evlilikte yaşanan cinsel sorunlar, çiftleri kolaylıkla, mutsuzluğun, ayrılığın eşiğine götürebiliyor. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri Doçenti Dr. Emin Ceylan, evli çiftlerin cinsel sorunlarını şu başlıklar altında topluyor:
Evlilikteki cinsel sorunların çok küçük bir kesimi, yapısal ya da hormonal bozukluktan ileri geliyor.
Erkeklerdeki cinsel güçsüzlük korkusu ve sorunu, erkekliği kanıtlayamamak kaygısı, kadınlardaki çekinme, tatminsizlik gibi sorunların yüzde 95′i psikolojik kökene dayanıyor.
Cinsel güçsüzlük, büyük ölçüde psikolojik nedenlerden kaynaklanıyor. Cinsellikle ilgili katı kurallar, uyumsuz evlilik, kendini değersiz görme, eşcinsellik, aşırı alkol, erken boşalma gibi nedenler güçsüzlüğü yaratıyor.
Yasaklar, dinsel baskılar, korkular, inançlar, yanlış cinsel tavsiyeler, yetersiz ve az cinsel bilgiler, cinsel uyumsuzluğa yol açıyor.
Cinsel ilişkide gerçek bir tatmine ulaşamayan kadının davranışı, cinsel soğukluğu, erkeğin cinsel fonksiyonlarını bozuyor .
Kaynağında psikolojik baskılar, korkular bulunan erken boşalma, çiftler arasında cinsel uyumsuzluk ve tatminsizlik yaratıyor.
Uyumsuz evlilikler, cinsel uyumsuzluklara yol açıyor. Cinsel uyumsuzluk şikayetiyle mahkemelere buşvuran çiftlerin sayısı artıyor.
Eşcinsel erkeklerin yaptığı evliliklerde uyumsuzluk yaşanıyor.
Kadının cinselliğinin bilincinde olamaması, cinsel ilişkiyi bir görev sayan davranış ve anlayışı, bir gün, cinsel bunalım şeklinde ortaya çıkıyor.
Kalabalık evlerde yaşayan çiftlerde, seks bunalımı sık görülüyor.
Erken evlenen ve üst üste gelen çocuklardan yılan kadın, seks hayatından kaçıyor.
Uzun evliliklerde cinsel ilginin azalması, erkeği dış ilişkiye itiyor.
Kadının soğukluğu kadar, erkeğin sekse aşırı düşkünlüğü, cinsel sorunların yaşanmasına neden oluyor.
Kadın ilişkiden korkup eşi zora başvurunca sorun başlıyor ve kadın ilişkiyi tecavüz olarak algılıyor.
Cinsel yaşam, güncel sorunlarla iç içe bulunuyor. Aile içinde dengeli bir yaşam, karşışılıklı sevgi ve anlayış varsa, cinsel yaşam da belirli ölçülerde azalarak sürüyor
Kadınlarda Cinsel Güç Nasıl Artar
Lezbiyen sex seks nedir- Kadın Kadına sex seks
Kızınızla seks hakkında konuşmak
ilişkinizi Harekete Geçiren Seks Oyunları
Cinsel Problemler
Anal Seks
Yatakta Yaşanan İlkler
Kadında Cinsel İsteksizlik
Sıkı Kızlık Zarı Vajinismus
Cinsel taciz ve cinsel sorunlar
Evlilikte Cinsel Yaşam Ve İlk Cinsel İlişki
Penis Büyütücüler Penis Büyütme Teknikleri yöntemleri
Cinsel ilişki Sonrası Temizlik Nasıl Yapılmalı
Son Yorumlar